Geceninsultani Nursel gelinimin çıkışı Profesyonel bir ekiple fark yaratmaya devam @barinsimy.dans ekibine ve @simaybarin katkılarından dolayı çok tşk ediyorum.Dillere destan bir kına daha geride biraktik Muhteşem takım çalışması #profosyeneldansekibi #profosyenel #hennanight #djsetup #bayandjkina #profosyenelfotograf #kesfet #kesfetteyizbiz
İngilizKraliyet Ailesi Gelinlerinin Giydiği Dillere Destan Gelinlikler. Sürekli ilgiyi ve merakları üzerine toplayan İngiliz Kraliyet Ailesi her daim aileye katılan gelinlerle konuşulmuştur. Tüm dünyanın gözlerini çevirdiği bu kraliyet düğünlerinde giyilen gelinlikler de dönemin modasını belirlemede etkili oluyor.
A -. Diyarbakır eski Milletvekili Galip Ensarioğlu’nun oğlu Serbest Ensarioğlu, Zeynep Tuba Orhan ile dillere destan bir düğün töreni ile dünya evine girdi. Aralarında Bakan Yardımcıları, Bölge ve Diyarbakır Milletvekilleri, Diyarbakır protokolü ile çok sayıda STK temsilcisi ile iş insanlarının katıldığı düğünde
YozgatGelin Kayaları Efsanesi. Yozgat “Gelin Kayaları”nın efsanesi ise şu şekilde anlatılır: Vaktiyle bu kayalara yakın köylerden birinde güzel bir kız yaşarmış. Güzelliği dillere destan olan bu kızı komşu köylerden bir delikanlıya vermişler. Düğün günü gelip çattığında ise gelin alayı hazırlanmış.
BH Conference & Airport Hotel’in dillere destan bir düğün paketi var. Aslında buna sadece düğün paketi dememiz biraz hafif kalabilir. Balayı süitinde konaklamadan karşılama kokteyline kadar düğününüzü taçlandıracak birçok hizmet bu pakette: 4 aşamalı düğün menüsü. Düğün öncesi menü tadımı (en fazla 3 kişi)
C1PFPM. Ezo Gelin'in kızı 19 yıl sonra Türk vatandaşı olduGAZİANTEP - Yaşam öyküsü, güzelliği, aşkı ve Türkiye özlemiyle filmlere ve türkülere konu olan Ezo Gelin'in kızına verilen söz 19 yıl sonra yerine getirildi. 76 yaşındaki Celile Bozgeyik, annesinin yıllarca hasretini çektiği Türkiye'nin vatandaşı oldu. Türkiye hasreti, öyküsü, güzelliği ve aşkı ile dillere destan olan Ezo Gelin'in yaşayan tek çocuğu olan Celile Bozgeyik'e 19 yıl önce annesinin mezarı Türkiye'ye taşınırken tanıştığı Türk bürokrat ve hükümet yetkililerinin verdiği Türk vatandaşlığı sözü yıllar sonra tutuldu. Suriye'de yaşanan iç savaştan dolayı yaşadığı Tel Abyad kentinden kaçarak Türkiye'ye sığınan ve yaklaşık 5 yıldır Gaziantep'te yaşayan Celile Bozgeyik, 19 yıllık 'Türk kimliği' hasretine bu kez kavuştu. 9 çocuk annesi olan ve çocuklarından ikisi Suriye'de kalan Celile Bozgeyik, yaptığı son girişimlerin ardından kendisine ve 7 çocuğuna Türkiye vatandaşı olduğunu gösteren kimliğini aldı. Celile Bozgeyik, Türk vatandaşı olduğu için Başkan Recep Tayyip Erdoğan'a dua ederek, "Bana Türk kimliği vereceklerine dair söz verdiler. Sana vatandaşlık vereceğiz dediler vermediler. 19 sene oldu. Erdoğan verdi kimliği Allah ondan razı olsun. Erdoğan olmasa ben kimlik alamazdım. Allah çocuklarını kendisine bağışlasın. Ben kendisinden razıyım. İnşallah bütün çocuklarım vatandaş olacak. Biz Türkiye kimliklerimizi de aldık sağ olsunlar " dedi."Annem güzeldi ama sefik yaşadı"Annesi Ezo Gelin'in küçük yaşta ölmesine rağmen O'nu çok iyi hatırladığını belirten Celile Bozgeyik, annesinin dillere destan bir güzelliği olduğunu fakat fakir bir hayat yaşadığını kaydetti. Bozgeyik," Annemi küçükken hatırlıyorum ara sıra aklıma gelir. Annem çok güzeldi ama fakir yaşadı. Ben annemi gördüğümde küçüktüm. Annem çok güzeldi kendisini güzelliğini görmeye köylerden gelirlerdi. Hatta bir asker sırf görmek için gelip annemden su istemiş. Su istemiş suyu içip gitmiş. Sonra o asker Ezo gelin dedikleri kadar güzelmiş demiş" şeklinde konuştu."Annemin özlemi Türkiye'ydi"Bozgeyik, annesinin Türkiye özlemi çektiği için verem olduğunu kaydederek, "Annemin özlemi Türkiye'ydi. Türkiye güzel derdi ben öldüğümde beni oraya gömün dermiş" diye Gelin'in hikayesiEzo Gelin adıyla meşhur Zöhre Bozgeyik, 1909 yılında Oğuzeli ilçesi Dokuzyol köyünde doğdu. 1930 yılında değişik usullerle Şiddo Hanifi Açıkgöz ile evlenen Ezo Gelin'in bu evliliği uzun sürmez ve 1,5 yıl sonra ayrılır. 6 yıl dul kaldıktan sonra 1936 yılında Suriye'nin Kozbaş Köyü'nde teyzesi oğlu Abuzer Memey ile evlenir. Bu evlilikten 3 çocuğu olan Ezo Gelin'in sadece kızı Celile yaşamaktadır. 1956 yılında vatan hasretiyle verem olan Ezo Gelin, vefat edince imkan olursa Türkiye'yi gören Bozhöyük tepesine gömülmeyi vasiyet eder. 1997 yılında eski Oğuzeli Kaymakamı Cemal Hüsnü Kansız, eski Gaziantep Valisi Muammer Güler ve Dokuzyol Köyü'nden olan eski Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz'ın teşvikleriyle mezarın nakli için Suriye makamlarına başvurulur. 2 yıl süren çalışma ve temaslar sonucu Ezo Gelin'in naaşı eski Oğuzeli Kaymakamı Cemal Hüsnü Kansız başkanlığında bir heyet tarafından 23 Eylül 1999 tarihinde Dokuzyol Köyü'ne getirilir. Vatan sevgisinin, kardeşliğin, misafirperverliğin, Türk kültürünün temsilcisi Ezo Gelin, 24 Eylül 1999 yılında Oğuzeli ilçesi Dokuzyol Köyü'ndeki anıt mezarında defin Haber Ajansı / Genel Türkiye Türk Genel Haberler
Türkiye televizyon tarihinin en iddialı projelerinden biri olan, Bozdağ Film imzalı Destan’ dizisi 23 Kasım Salı akşamı yayınlanacak ilk bölümüyle ekran yolculuğuna İGFA - Türkiye’yle birlikte dünyanın birçok ülkesinde de merakla beklenen Destan’ın oyuncuları ve ekibi, ilk bölümüne sayılı günler kala, dizinin çekimlerinin bir kısmının gerçekleştirildiği Beykoz Kundura Fabrikası’nda düzenlenen basın toplantısında bir araya geldi. Basın toplantısına Destan’ dizisinin yapımcısı ve proje tasarımcısı Mehmet Bozdağ başta olmak üzere yönetmen Emir Khalilzadeh, senaristler Ayşe Ferda Eryılmaz-Nehir Erdem ve dizinin tüm oyuncuları katıldı. Yerli ve yabancı basın mensuplarının yoğun ilgi gösterdiği organizasyonda, Destan’ ekibi ve oyuncuları dizinin dekorunda basının karşısına çıktı. Yapımcı Mehmet Bozdağ, açılış konuşmasında “Bugüne kadar biz şirket olarak 13’üncü yüzyıldan 19’uncu yüzyıla kadar hemen her dönemle ilgili büyük projelere imza attık. Ayşe Ferda Eryılmaz ve Nehir Erdem’i davet ettim, hayalimi anlattım, onların yazmasını istiyordum. Başta Dönem işini yapabilir miyiz’ dediler. Ben de Siz yaparsınız. sizin kaleminiz güçlü’ dedim. onlar da hikayeyi inanılmaz güzel hale getirdiler. Bu hayalimizi ise atv’nin gücü ile hayata geçirme fırsatı bulduk” dedi. Hikayeyi ekrana taşıyan yönetmen Emir Khalilzadeh, “Benim hayalim uzun zamandır Türk dünyasını çekmekti. Biz Batuga ve Akkız ile yatıp kalkıyoruz. Çok severek ve çok yorularak bu işi yapıyoruz. Ama günün sonunda yaptığımız işten çok mutlu oluyoruz. Dilerim siz de çok mutlu olursunuz” şeklinde konuştu. Destan’da 'Akkız' karakterine can veren Ebru Şahin, dizi ve karakteriyle ilgili, “Mehmet Bey’in hayali bir kahraman kadın hikayesi yaratmaktı. Benim hayalim de insanlara güçlü bir kahraman verebilmekti. Bu iki motivasyon birleştiği zaman, harika bir ekiple, çok güzel oyuncularla birlikte ortaya çok güzel bir iş çıktığına inanıyorum” yorumunda bulundu. Dizide 'Alpagu Han' karakterini canlandıran Selim Bayraktar, “Geçmişte cesurca yaşayan insanlara selam olsun. Biz bir araya geldiğimizde her set günü heyecanla birbirimize mesaj atıp Haydi sete geliyoruz’ diye birbirimize sarılarak işe başlıyoruz” sözleriyle Destan’ ekibindeki uyum ve dayanışmayıa vurgu yaptı. Dizide' Batuga' karakterine hayat veren Edip Tepeli ise “Bu dizinin senaryosu bir akşam vakti elime ulaştı. Sabah okurum dedim ve ilk sahneyi okumuş bulundum. Sonra gecenin bir yarısı uyku tutmadı ve senaryoyu okuyup bitirdim. Bugün de heyecanımın en zirve noktasındayım” diyerek heyecanını paylaştı. Yapım ve proje tasarımı Mehmet Bozdağ’a ait; yönetmenliğini Emir Khalilzadeh’in yaptığı, senaryosunu Ayşe Ferda Eryılmaz ve Nehir Erdem’in kaleme aldığı Destan’ın başrollerini Ebru Şahin, Edip Tepeli ve Selim Bayraktar üstleniyor. Destan’ dizisinin zengin oyuncu kadrosunda Kanbolat Görkem Arslan, Teoman Kumbaracıbaşı, Deniz Barut, Elif Doğan, İpek Karapınar, Burak Tozkoparan, Buse Meral, Burak Berkay Akgül, Osman Albayrak, Şahin Ergüney, Ahmet Olgun Sünear, Alper Düzen, Ecem Sena Bayır, Bilgi Aydoğmuş, Esra Kılıç, Hilal Uysun, Evren Erler, Meltem Pamirtan, Faruk Aran, Müge Duygun, Mehmet Sertakan, Aysel Yıldırım, Seca Naz Karabulut, Cihangir Köse, Berna Üçkaleler, Doruk Şengezer, Onur Yenidünya yer alıyor. haber 63431 false Üye Girişi
Sinan Doruk 08 Şubat 2016 Pazartesi 0831 431 Okunma Japonya’da yaşayan ve müşterisine aşık olan Kahramanmaraşlı gencin düğün töreni, dillere destan görüntülere sahne oldu. Damatlık yerine yeniçeri kıyafeti giyen Muhammet Ali Güney, gelinlik yerine Bindallı kıyafeti giyen Japon Kaori Kevser Hasegawa’nın düğün töreninde, yaş pastanın yerini ünlü Maraş Dondurması aldı. Kahramanmaraş’tan yıllar önce Japonya’nın başkenti Tokyo’ya çalışmaya giden ve işyeri açan Muhammet Ali Güney, müşterisi Kaori Hasegawa’ya aşık oldu. Uzun süren arkadaşlıkları sonrası 5 yıl önce evlenme kararı alan Muhammet Ali Güney ile Kaori Hasegawa, Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 96. yıl dönümünü fırsat bilerek hem Türk hem Japon kültürüne uygun düğün töreni düzenlediler. Hacı-Hanım Güney çiftinin oğlu ile Miyoji-Hiroko Hasegawa’nın kızlarının düğün töreni, Japon Samuraylarının davetlileri karşılamasıyla başladı. Mehter Marşı'yla salona giren gelin ve damat, ilk danslarıyla davetlilerden büyük alkış aldı. Davetlilerin şaşkına döndüğü düğün töreninde tek tek misafirlerle ilgilenen damat Muhammet Ali Güney’i herkes tebrik etti. Davul zurna eşliğinde halayların çekildiği düğünde, Japon misafirlerin pistte sergilediği figürler davetliler tarafından beğeniyle izlendi. Çekilen halaylar ve oyunlar sonrası sıra düğün pastasına geldi. Düğün pastası beklenirken damat, misafirlerine bir sürpriz daha yaptı. Pasta yerine kesilmek üzere Maraş Dondurması geldi. Osmanlı kılıcıyla dondurmayı kesen çift, birbirlerine ikram etmeyi de unutmadılar. Samurayların halay çektiği düğün töreninde konuşan damat Muhammet Ali Güney, “Eşim Tokyo’da bizim dükkana gelen sürekli bir müşteriydi. Önce arkadaş olduk sonra daha da yakınlaştık. 5 yıl önce evlenme kararı aldık. Madem dedik Türkiye’de düğün yapıyoruz, özellikle eşim kültürümüze uygun olmasını istedi. Biz de tamam dedik ben de yeniçeri kıyafeti giymeye karar verdim” dedi. Müslüman olan ve Kevser ismini alan Kaori Hasegawa ise, kocasının tercümanlığında çok mutlu ve heyecanlı olduğunu söyledi. İHA
"AVRUPA'NIN TÜRKİYE'YE İHTİYACI VAR" Avrupa'nın da AB ile kısıtlı olmayan gerçek sınırlarında, kapsamlı, içerikli, samimi, somut bir istişare ve iş birliği mekanizmasının hayata geçirilmesi ihtiyacı olduğuna değinen Çavuşoğlu, "Avrupa'nın da Avrupa'yı yeniden konuştuğunu" kaydetti. Çavuşoğlu bu bağlamda güvenlik mimarisinin, AB ile çevresi arasındaki etkileşimin, genişleme süreçlerinin yeniden ele alınacağı bir yönde ilerlendiğini kaydederek "İstiyoruz ki içinde bulunduğumuz stratejik sınamanın ciddiyeti herkesçe kavransın. Türkiye, Avrupa Birliği üyeliği hedefine bağlılığını korumaya ve her alanda iş birliği ve diyaloğu geliştirmek için yapıcı politikalar izlemeye devam ediyor. AB Başkanlığımız AB sürecimizde reform, uyum, mali iş birliği ve iletişim çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. " değerlendirmesinde bulundu. Çavuşoğlu, "Bir aday ülke ve NATO müttefiki olan Türkiye'ye karşı, AB dayanışması adı altında bazı üyelerin kısır çıkarlarına teslim ve rehin olmak doğru değildir. Avrupa Birliği'nden iş birliğine ve üyelik sürecimize yeniden ivme kazandıracak somut ve anlamlı adımlar atmasını ve veto hakkının kötüye kullanımına engel olmasını bekliyoruz. Türkiye-AB ilişkileri bir iki üye ülkenin dar görüşlü çıkar arayışlarına indirgenemeyecek kadar stratejiktir. " şeklinde konuştu. Alınan siyasi kararlara rağmen, Avrupa Konseyiyle köklü bir ilişkinin mevcut olduğuna değinen Çavuşoğlu, gelecek dönemde Avrupa kıtasındaki büyükelçiliklerin, "Türkiye'nin nasıl bir vazgeçilmez Avrupalı olduğunu, oluşturulacak bir program ve güçlendirilmiş bir odakla yeniden anlatacaklarını" belirtti. Çavuşoğlu, "AB siyasi ve düşünce çevrelerine, kamuoylarına zaten bilmeleri gerekenleri anlatmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Avrupa'nın düşünce süreçlerine her başkentte daha fazla katkıda bulunacağız. Çünkü 'Türkiye Avrupa'dır' ve Avrupa'nın Türkiye'ye ihtiyacı var." şeklinde konuştu. Avrupa'yı dar kalıplara sıkıştırmaya çalışan zihinlerle mücadeleyi düşünsel zeminde kazanacak birikim ve imkanlara sahip olduklarını belirten Çavuşoğlu, "Bunu söylerken Avrupa'ya bütüncül bakacağımızı, güvenlik mimarisinden, siyaset, ekonomi, enerji, iklim, dijitalleşme, eğitim, inovasyon süreçlerine kadar en geniş içerik ve vizyonla bütün kulvarlarda etkin şekilde bir katılım, katkı ve etkileşim öngöreceğimizin altını çiziyorum. " dedi. Yugoslavya'nın sancılı dağılma sürecinden sonra savaşın yeniden Avrupa'nın kapısında olduğuna dikkat çeken Çavuşoğlu, savaşın, AB ülkelerinin dünya gerçeklerine gözlerini yeniden açmasını sağladığını belirtti. Çavuşoğlu, düzensiz göç krizi, enerji krizi, güvenlik krizi, iklim krizinin artık Avrupa'yı derinden sarstığına değinerek şunları söyledi "Güvenlik nefes gibidir Önemini ancak eksikliğini hissettiğinizde anlarsınız. Bu nedenle Avrupa güvenliğinin Türkiye'ye ihtiyacı var. Türkiye'nin de Avrupa'nın bir parçası olarak kıtanın güvenliğine katkı sunma sorumluluğu var. Çünkü Türkiye Avrupa'dır." şeklinde konuştu. Avrupalı bir güç olarak kıtanın bu zor döneminde yeniden dikkatin Avrupa'ya verildiğini belirten Çavuşoğlu, " 'Türkiye Avrupa'dır' ile 'Yeniden Asya'yı aynı stratejik vizyonun tamamlayıcı unsurları olarak görüyoruz." dedi. Çavuşoğlu, "Bu çerçevede, Yeniden Asya'nın eylem ve program yapısından Avrupa'da ve diğer coğrafyalarda nasıl yararlanabileceğimizi de değerlendireceğiz. Benzer şekilde, 360 derece bakışla çevremizdeki her bölgede ve küremizde sürdürülebilir kalkınma ve barış lisanı ile konuşulup, davranılmasını talep ediyoruz." ifadelerini kullandı. NATO'nun güven vermesi için çabalar sarf edildiğini anlatan Çavuşoğlu, Madrid Zirvesi'nde ortaya çıkan Stratejik Konsept'e değinerek şunları söyledi "Bu belge bir bakıma AB'nin 'ne stratejik ne de pusula olan' Stratejik Pusulası'nın da ayıbını örttü. En önemlisi, iki ay önce yine Madrid'de, güvenliğimizi doğrudan etkileyen bir yaklaşım tarzına karşı önemli bir eşik atlandı. AB üyesi Finlandiya ve İsveç'in terörle mücadelede kendilerinin de sorumlulukları olduğunu kabul etmeleriyle oluşan çerçevenin, örnek ve emsal olmasını diliyorum. Yani, kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla. Bunları dilemekle kalmayıp verilen sözlerin, yapılan niyet beyanlarının takipçisi olacağız. Çünkü teröristler sınırlarımızın hemen ötesinde veya bazı başka ülkelerde destek buluyor. Terörizmin kökünün kazınmasının önündeki en büyük zorluk budur." Türkiye'nin başta PKK/PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ olmak üzere terör örgütleriyle mücadelede kararlı olduğu kadar hassas olduğunun da altını çizen Çavuşoğlu, "Tüm ülkelerden terör örgütleriyle mücadelemize destek olmalarını bekliyoruz. Terörle mücadelenin Türkiye'nin kırmızı çizgisi olduğunu umut ederiz ki dünya kamuoyu layıkıyla anlamıştır." diye konuştu. "KARADENİZ ORTAK EVİMİZ" Rusya-Ukrayna savaşının ortaya çıkardığı krizlere acil çözümler bulunması gerekliliğine vurgu yapan Çavuşoğlu, Türkiye'nin bu savaşın etkilerini Karadeniz komşusu olarak derinden hissettiğini anlattı. Bu nedenle savaşın ilk gününden beri çok kulvarlı bir siyaset yürütüldüğünü ifade eden Çavuşoğlu, "Hedefimiz savaşın en kısa zamanda, Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını güvence altına alacak adil bir barışla sona erdirilmesidir." değerlendirmesini yaptı. Çavuşoğlu, Türkiye'nin Ukrayna'ya ve uluslararası insani çabalara destek verdiğini de belirterek Rusya ile Ukrayna arasındaki müzakereleri kolaylaştırmak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde aktif bir diplomasi yürütüldüğünü söyledi. Türkiye'nin bir taraftan Montrö Sözleşmesi'nin gereklerini yerine getirirken, diğer taraftan da NATO dahil tüm ilgili taraflara bu dönemde savaş gemilerini Boğazlardan geçirmemeleri yönünde telkinlerde bulunduğunu kaydeden Çavuşoğlu, "Karadeniz'de askeri tırmanmayı bu sayede engelledik." şeklinde konuştu. Çavuşoğlu, Türkiye'nin iki ülkeyi Antalya ve İstanbul'da bir araya getirdiğini hatırlattı. Tüm bu çabaların sonucunda gıda krizinin çözümü için BM ile iş birliği halinde bir anlaşmaya varıldığının altını çizen Çavuşoğlu, "Bir gerçeği hiç unutmamamız gerekiyor. Karadeniz ortak evimiz. Bu haksız ve hukuksuz savaş bir gün sona erecek. Fakat kıyıdaş ülkeler olarak, güvenlik, ekonomi, ticaret, kültür ve çevre alanlarındaki ortak çıkarlarımızı koruma çabalarımız sürecek. Karadeniz'deki tek kapsayıcı örgüt olan ve bu sene 30. yılını kutlayan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı gibi ortak kazanımların bu savaşın son kurbanları olmasına izin veremeyiz." dedi. "DOST DA DÜŞMAN DA BİLSİN Kİ CAN AZERBAYCAN HİÇBİR ZAMAN YALNIZ DEĞİLDİR" Avrupa'da güvenlik mimarisinin yeni gerçeklikler ışığında yeniden kurgulanacağını söyleyen Çavuşoğlu, "Uzun vadede bu bölgeyi kalıcı barış ve güvenliğe kavuşturmak için soğukkanlılıkla stratejik düşünebilmek gerekecek. Türkiye bu inşa sürecine şimdiden hazırlık yapıyor." diye konuştu. Türkiye'nin önceliğinin sorunların çözümünde diyalog ve diplomasinin önünü açmak olduğuna vurgu yapan Çavuşoğlu, "Balkanlara, Güney Kafkasya'ya, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'ya bakışımızı da bu öncelik şekillendiriyor." şeklinde konuştu. Çavuşoğlu, Türkiye'nin Güney Kafkasya'da normalleşme ve iyi komşuluk ilişkilerinin tesisi konusunda da samimi olduğunu vurgulayarak şunları söyledi "Can Azerbaycan'ın Vatan Muharebesi'nde kazandığı zaferin yarattığı uygun koşulları bölgede barış ve istikrarı kalıcı kılmak için kullanıyoruz. Ermenistan'la karşılıklı olarak atadığımız Özel Temsilcilerimiz görüşmelerine devam ediyor. Tabii bu süreci Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki süreçten ve nihai amacımız olan tüm bölgede normalleşme ve iş birliği ufkumuzdan bağımsız düşünmüyoruz. Son günlerde bölgede yaşanan gerginlik mevcut sükunetin ne kadar kırılgan olduğunu tekrar gösterdi. Elbette bu süreçte Azerbaycan'la dayanışmamız da güçlenerek sürecek. Dost da düşman da bilsin ki Can Azerbaycan hiçbir zaman yalnız değildir." "İSRAİL'LE DİYALOĞUMUZ, FİLİSTİN'E İLİŞKİN HASSASİYETLERİMİZİN DOĞRUDAN AKTARILMASINA İMKAN VERİYOR" Çavuşoğlu, Orta Doğu'da değişen dinamiklerin bölge ülkelerini yakın bir iş birliğine sevk ettiğini söyledi. Türkiye'nin İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile ilişkilerinde pozitif bir gündemle, iş birliği odaklı yeni bir döneme başlamak için kollarını sıvadığını da vurgulayan Çavuşoğlu, "Bu olumlu ivmeyi Mısır'la da yakalamayı umuyoruz. Tabiatıyla Filistin davasına güçlü desteğimiz sürüyor. Cuma günü başlayan İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları ve İsrailli fanatik Yahudi grupların Mescid-i Aksa'ya girme girişimleri kabul edilemez. Hiçbir gerekçe masum insanların, hele hele Ala Abdullah yavrumuz gibi 5 yaşındaki kız çocuklarının öldürülmesini mazur gösteremez. İsrail'in bu saldırganlığını şiddetle kınıyor, bu tahrik edici politikaların bir an evvel sona ermesini istiyoruz." diye konuştu. Çavuşoğlu, dün ilan edilen ateşkesin de doğru bir adım olduğunu belirterek "İsrail'le diyaloğumuz, Filistin'e ilişkin hassasiyetlerimizin doğrudan aktarılmasına imkan veriyor." ifadelerini kullandı. Balkanlar'da barış ve istikrarın korunmasının da özellikle üzerinde durdukları ve öncelik verdikleri hassas bir mesele olduğunu kaydeden Çavuşoğlu, "Bosna Hersek'te, Sırbistan ve Kosova'da süren krizlerin getirdiği yük ortada. Buna ilave olarak, Ukrayna'daki savaşın bölgede yol açtığı tedirginlik, Balkanlar'daki birleştirici rolümüzün ve üçlü istişare mekanizmalarımızın önemini artırdı." dedi. Çavuşoğlu, haziranda 5 Balkan ülkesini ziyaret ettiğini söyleyen Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gelecek ay Balkan turu gerçekleştireceğini belirtti.. "YUNAN/RUM İKİLİSİ SON 1 YILDA KITA SAHANLIĞIMIZA 9 KEZ GEMİ GÖNDERMEYE KALKIŞTI" Ege ve Doğu Akdeniz'de barış ve iş birliğinin hüküm sürmesi gerektiğini kaydeden Çavuşoğlu, "Milli davamız Kıbrıs meselesinde çözümün anahtarı bellidir. Kıbrıs Türk halkının müktesep haklarının, yani egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi gerekir." dedi. Kıbrıs müzakerelerinin iki toplumun değil iki devletin arasında gerçekleşmesi gerektiğinin altını çizen Çavuşoğlu, "Kıbrıs çevresindeki kaynaklar için hakça paylaşımı savunuyoruz. KKTC, bunun için 2011'den bu yana önerilerde bulunuyor. Son olarak, 1 ve 8 Temmuz'da yine yapıcı bir iş birliği önerisini BM'ye iletti. Böyle bir mekanizma kurulursa Doğu Akdeniz'deki meselenin yarısı çözülür." diye konuştu. Erdoğan'ın Doğu Akdeniz Konferansı önerisi ile KKTC'nin iş birliği önerisinin tüm dünyaya anlatılmaya devam edeceğini de vurgulayan Çavuşoğlu, "Doğu Akdeniz politikamızın bir unsuru da elbette, egemen haklarımız. Yunan/Rum ikilisi son 1 yılda kıta sahanlığımıza 9 kez gemi göndermeye kalkıştı. Bunları hem sahada hem masada aldığımız önlemlerle engelledik. Yarın da kısmetse Abdülhamid Han sondaj gemisi ilk görevi için Akdeniz'e açılacak. Doğu Akdeniz politikamızı uluslararası hukuka ve hakkaniyet ilkesine uygun şekilde, taviz vermeden sürdürüyoruz." ifadelerini kullandı. Çavuşoğlu, Türkiye'nin Ege'de ise birbiriyle bağlantılı sorunların bütüncül şekilde ele alınarak, kapsamlı, kalıcı ve uluslararası hukuka uygun olarak çözümlenmesini istediğine işaret etti. Bu kapsamda Türkiye'nin uluslararası anlaşmalara göre gayriaskeri statüsü bulunan, Türk kıyılarına yakın adaların silahlandırıldığını başta BM olmak üzere tüm muhataplarına anlattığını söyleyen Çavuşoğlu, bu konunun üzerine gidilmeye devam edeceğini de vurguladı. "ASYA ÜLKELERİNDE TÜRKİYE'YLE İŞ BİRLİĞİNE İLGİ HIZLA ARTIYOR" Asya kıtasıyla ilişkilere de değinen Çavuşoğlu, Yeniden Asya Girişimi kapsamında kısa ve uzun vadede uygulamaya konulan yaklaşık bin unsurdan oluşan bir eylem listesi olduğunu anlattı. Bu eylemlerin Asya ülkeleriyle karşılıklı fayda temelinde çok kulvarlı ve çok paydaşlı bir iş birliği modelini hayata geçirmeye yönelik olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, "Konferansın hemen öncesinde ASEAN Sektörel Diyalog Ortaklığı Toplantısı için Kamboçya'daydım. Ardından Malezya'yı da ziyaret ettim. Asya ülkelerinde Türkiye'yle iş birliğine ilgi hızla artıyor. Hazırlıkları devam eden ve yıl içinde kamuoyuna açıklamayı öngördüğümüz Yeniden Asya Politika Belgesi ise girişimin vizyoner ve uzun vadeli hedeflerini ortaya koyacak." diye konuştu. Geçen yıl Asya'nın kalbi Afganistan'da yeni bir dönem başladığını söyleyen Çavuşoğlu, bu yeni dönemde Türkiye'nin Taliban yönetimiyle, tanıma olmaksızın angajmanı sürdürmesinin önem taşıdığını belirtti. "GEÇİŞ DÖNEMİNDE, KABİL'DE BÜYÜKELÇİLİĞİ FAALİYETLERİNE DEVAM EDEN TEK NATO ÜYESİ ÜLKE BİZDİK" Çavuşoğlu, söz konusu angajman sayesinde siyasi kapsayıcılık, kadın hakları, kız çocuklarının eğitimi gibi konularda Taliban yönetimine telkinlerde bulunma imkanını da elde ettiklerini ifade etti. Türkiye'nin Afganistan halkını bu zor dönemde yalnız bırakmadığına dikkati çeken Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü "Geçiş döneminde, Kabil'de Büyükelçiliği faaliyetlerine devam eden tek NATO üyesi ülke bizdik. Kızılay, AFAD, TİKA ve STK'lerimizle sahadaki yardım faaliyetlerimizi güçlü bir şekilde sürdürüyoruz. Maarif okullarımız açık. Şu anda açık olan 44 okulumuzun 12'si kız okulu. Afganistan'ın siyasi geleceği nasıl şekillenirse şekillensin, Türk ve Afgan halkları arasındaki kadim dostluk güçlenerek yaşamaya devam edecek." Çavuşoğlu, konuşmasında Türkiye'nin Afrika politikasına değinerek şunları söyledi "Afrika'yı bir sınamalar yumağı olarak gören ön yargılı bakışların aksine, biz kıtayı Afrikalı ortaklarımızın kendi gözlerinden gördük. Kıtanın sahip olduğu potansiyeli hayata geçirme yolculuğuna Afrika'yla eşit ortaklık düsturuyla başladık. Son 18 yılda 11 kat artan ticaret hacmimiz, Kıtadaki 44 büyükelçiliğimiz ve Ankara'daki 38 Afrika Büyükelçiliği bize doğru yolda ilerlediğimizi gösteriyor. Aralık ayında düzenlediğimiz 38 ülkeden 16 devlet ve hükümet başkanı ve 100 bakanın katıldığı III. Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi'nde aldığımız kararlar kıta ile ilişkilerimizi yeni boyutlara taşımaya imkan verecek." Türkiye'nin Latin Amerika açılımı politikasının da meyvelerini aldığını kaydeden Çavuşoğlu, Türkiye ile Latin Amerika arasında son 20 yılda 15 katına çıkan ticaret hacminin bunun önemli bir göstergesi olduğuna işaret etti. Çavuşoğlu, nisanda Latin Amerika'da gerçekleştirdiği bölge turunda, Türkiye'nin yükselen küresel aktör konumuna, uluslararası sorunların çözümünde oynadığı aktif role, bölge ülkelerinin duyduğu ilgiye bizzat şahit olduğunu kaydetti. Bu ilgiyi yanıtsız bırakmayacaklarını dile getiren Çavuşoğlu, bu yıl açılan Türkiye'nin San Salvador Büyükelçiliği ile Latin Amerika'daki temsilcilik ağını daha da genişlettiklerini, temsilcilik sayısını 20 yılda 6'dan 19'a yükselttiklerini dile getirdi.
ABD vatandaşı Aliona Zabrian 32, aşık olduğunu Ramazan Deniz 38 ile evlendi. Çift için Hakkari'nin Çukurca ilçesinde yörenin gelenek ve göreneklerine göre 2 gün, 2 gece süren dillere destan bir düğün töreni gerçekleştirildi. ABD'nin New York kentine 6 yıl önce çalışmak için giden Çukurcalı Ramazan Deniz, burada Aliona Zabrian ile tanışıp arkadaş oldu. Bir süre sonra arkadaşlıkları aşka dönüşen Zabrian ve Deniz, evlenmeye karar verdi. New York'ta nikah yapan Aliona Zabrian ile Ramazan Deniz, düğünlerini ise damadın memelketi olan Hakkari'nin Çukurca ilçesinde gerçekleştirmeyi zamanda Müslüman olan Zabrian ve Deniz, bir hafta önce Çukurca'ya geldi. Çiftin düğün töreni için Çukurca Tağsara Meydanı'nda hazırlıklıklar yapıldı. Bölgenin gelenek ve göreneklerine göre yöresel yemekler pişirildi, hazırlıklar yapıldı. Süslenen meydanda 2 gün gece süren düğüne, gelin ve damadın yakınları ile çok sayıda davetli katıldı. Türkçe ve Kürtçe şarkıların seslendirildiği düğün töreninde, gelin ve damat davetlilerle kol kola girerek halay çekti, çalınan müzik eşliğinde misket oynadı. “Çukurca’nın insanlarını çok sevdim” ABD'li gelin Aliona Zabrian, "Çukurca'ya gelmem büyük bir değişiklik oldu. Buradaki insanlar çok iyi ve cana yakınlar. Bir haftadır buradayım. İnsanlar bana bir isteğin var mı, senin için ne yapabiliriz ? diye soruyorlar. Çok ilgileniyorlar. Çukurca'nın yemekleri çok güzel. Özellikle yaprak sarmasını çok sevdim. Gelirken ailemi de getirdim. Annemi, babamı kardeşlerimi bu ortama uyum sağlansınlar diye getirdim. Düğünümüze katılan tüm davetlilere çok teşekkür ediyorum. Buradaki insanlarla beraber eğlendim, halay çektim, oynadım." dedi. “Çok güzel bir düğün oldu” Damat Ramazan Deniz ise, Aliona ile 6 yıl önce tanıştıklarını ve evlenmeye karar verdiklerini belirterek, "Anlaştık ve beraber evlilik kararı aldık. Kararı aldıktan sonra düğünümüzü memleketimde yapıcağımızı söyledim kendisine. Kendisi de sağ olsun kabul etti. Çok güzel bir düğün oldu. Kendisi de bize uyum sağladı. İnsanlarla iyi iletişim kurdu. Buranın insanlarını çok sevdi. Çok mutluyum." diye konuştu.
bir gelin aldık dillere destan